Serinlemek için girdiği gölette boğuldu [15-08-2010] - [207 kez Okundu]     200 Ton Balya Kul Oldu [15-08-2010] - [77 kez Okundu]     AHMET EFENDİ ANMA PROGRAMI YAPILDI [16-06-2010] - [343 kez Okundu]     Ladikspor Şampiyon Oldu [03-06-2010] - [224 kez Okundu]     Kemal Demir in İsrailin Şarlatanlığı Yazısı [31-05-2010] - [118 kez Okundu]        
   
 
  
MANŞET HABER
Serinlemek için girdiği gö...
Kasaba göletine serinlemek için giren Yunus Eser boğularak can verdi.[...]
  Yazar: #Admin | 15-08-2010  
EN ÇOK OKUNAN HABERLER
+ Cami'de saf tutma kavg... [1390]
+ Konya Tüm Belde Adayla... [1104]
+ Mhp Ladik Belde Adayım... [978]
+ Ladik ŞÜKRÜ TINAS 'a E... [845]
+ SP Ladik Bld. Başkan A... [821]
  |  
ÜYE GİRİŞİ
Üye Adınız:
Şifreniz:
Üye OL! | Kayıp Şifre?
       
ÜYELERE ÖZEL
HABER EKLE
MAKALE EKLE
FOTOGRAF EKLE
WEB SITENI EKLE
       
   



Dogumu Ve Ailesi
Okur Yazarlıgı
Askerligi
Askerlik Sonrası
Hocası Hızır a.s.
Son Günleri Ve Vefatı
Güzel Ahlakı
Menkıbeleri
Fotografları



Genel Bilgiler
Dogal Ve Tarihi Durum
Iklim Ve Cografi Durum
Nüfus Durumu
Egitim Ögretim
Haberlesme Ve Ulasım
Ekonomik Durum
Yeraltı Zenginlikleri
 

     
  GOOGLE REKLAMLARIMIZ  

Pagerank
     
  Forum Başlıkları  
En Yeni Forum Başlıkları
EBEDİ SEVGİLİ
Günün Ayeti...
23 NİSAN 2010 PROGRAMI
BEKLENEN
SANA TEŞEKKÜR EDEBİL...
En Fazla İlgilenilen Başlıklar
Günün Ayeti... [13]
CUMANIZ MÜBAREK O... [13]
SELAMUN ALEYKUM [4]
BEKLENEN [2]
O GÜNEŞ HİÇ BATMADI [2]
     
  Kısa Mesajlar  
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

29/07/2010 22:06
belediye yeni kameraları yayına koyduğu için bizde yayın yok en kısa zamanda burdanda izlenebilecek

29/07/2010 20:18
sıte super de kamera gostermıyor oda yogunluktanmı artık nedır

18/06/2010 15:50
55soner kardeş doğum gününüz kutlu olsun.Rabbim sevdiklerinizle birlikte hayırlı,sağlıklı ve uzun ömürler versin.

05/06/2010 23:34
Biraz geç oldu ama yine de teşekkür ederim akdağ kardeş Smile Hep beraber inş..

15/05/2010 15:30
KUcak dolusu sevgiler.

     
  RSS Yayın  
RSS - Resimler
RSS - Forumlar
RSS - Weblinkleri
RSS - Makaleler
RSS - Haberler
RSS - Programlar
     
   

     
  ZİYARETÇİ DEFTERİ  

     
  CANLI İZLE  

     
  FOTO GALERİ  

     
  İLETİŞİM  

     
O'nun yokluğunda O'nunla beraber
Türkiye, nisan ayı içinde en küçük yerleşim birimlerine kadar uzanan bir ‘Kutlu Doğum’ coşkusu yaşıyor.

Bizler de, yetişebildiğimiz ölçüde, Kutlu Doğum davetlerine katılmaya çalışıyoruz. Bu yıl, İstanbul’da, Uşak’ta, Konya’da, Ladik’te, Malatya’da, Elbistan’da, Mersin’de programlara katıldık. Benim Malatya’da bulunduğum gece, farklı sivil toplum örgütleri tarafından düzenlenen beş ayrı program olduğunu öğrendim. Elbistan’da iki program vardı, Konya coşku doluydu.

Programlara genç-yaşlı, kadın-erkek, çocuk, binlerce insan iştirak ediyor. Katılımlara baktığınızda, Kutlu Doğum’un, toplumumuzun yüreğinde nasıl bir bağlılığa karşılık geldiğine tanık oluyorsunuz.

Ben bu programların, “O’nun Yokluğunda O’nunla Beraber” olma heyecanı taşıdığını düşündüm hep. Derin bir özlemi, derin bir el ele tutuşma aşkını, derin bir izinde yürüme tutkusunu yansıttığını düşündüm.

Bu yazımda, biraz siyasetten uzaklaşıp, o iklimi Aksiyon okuyucularıyla paylaşmayı istedim.

“O’nun Yokluğunda O’nunla Beraber Olmak” ne demek?

Bu sorunun, ‘Adı Güzel Kendi Güzel’e âşık gönüller için en hayati soru olduğunu düşünüyorum. Gelin bu konuyu, Altınoluk dergisinde 2008 yılı, Nisan ayında çıkan yazımızın gönül ikliminde değerlendirelim:

***

Sünnet, Hazreti PEYGAMBER -sallallahü aleyhi ve sellem- tarafından yaşanmış Kur’an’dır, İslam’dır. Müslümanın örnek alacağı hayat çerçevesidir.

İlk İslam neslinin zorluğu vardı, köhnemiş bir toplumsal yapı içinde yeni bir dine inanıyor olmanın bütün tepkilerini göğüslemeleri gerekiyordu. Ana - babanın bile yol kestiği bir zamandı.

Ama yine o neslin bir avantajı bulunuyordu, yeni dinin mübelliği hayatta idi, onu görüyor, onun elinden tutabiliyor, onun terbiyesi ile yepyeni bir kişilik inşa edebiliyorlardı. Abdullah bin Ömer, vahiyle iç içe yaşamanın hassasiyetini anlatırken “Biz hakkımızda yeni bir ayet iner diye eşlerimizle münakaşa etmekten kaçınırdık” diyor.

Vahiy sımsıcaktı.

Rasulullah, onları bir ateş çukurunun kenarından alıp kurtaran, onların üzerine titreyen, onların yolunun ateşe çıkmaması için kendini helak edercesine gayret gösteren bir mürebbi olarak içlerinde idi.

Rasulullah’ın ahirete irtihalinden sonra gelenlerin zorluğu, böyle bir ‘Güzel Örnek’le, ancak kitaplarda buluşabiliyor olmalarıdır.

Bu zorluğu Allah Rasulü (s.a.s) de görmüş olmalı ki, ‘Kendisini görmeden iman eden ve izinde gidenler’e özel bir iltifatta bulunuyor, onları ‘Kardeşlerim’ diye niteliyor ve onlara ‘Kevser havuzunun başında beklediği’ müjdesini veriyor.

Hanzale (r.a) örneğinde olduğu gibi, o çağda bile, Rasulullah’la kalp kalbe bulunmakla, ayrı mekânlarda bulunmanın bir gönül kıvamı farkı meydana getirdiği gözleniyor. “Hanzale münafık oldu” diyor Hanzale (r.a) yolda karşılaştığı Hazreti Ebubekir’e... Neden? “Çünkü” diyor, “Rasulullah’la birlikte bulunduğumda farklıyım, O’ndan ayrıldığımda farklıyım.”

Bu, hiç şüphesiz çok önemli bir fark.

Onun için sonraki nesillerin problemi, “O’nun yokluğunda O’nunla beraber olma” noktasında toplanıyor.

Tasavvufta ‘Rabıta’nın zarureti, böyle, gıyapta bir birliktelik imkânını temin etmesinden kaynaklanıyor. Allah dostlarından oluşan bir zincirin beslendiği ilk ‘Menba’ olarak Allah Rasulü’ne ulaşma cehdi, tasavvuf terbiyesinin ana unsurlarından biri oluyor.

Bu durumda “O’nun yokluğunda O’nunla beraber olma”ya çalışırsak, bir anlamda, manen O’nun (s.a.s) taht-ı terbiyesine girmiş oluruz, diye düşünmek yanlış olmaz.

“O der ki bize...” diye başlayıp, tüm hayatımıza O’ndan ışıklar taşıyabiliriz.

O zaman O, Kur’an’la inşa eder bizim kişiliğimizi, Kur’an’ın tefsiri mahiyetindeki kutlu sözleriyle inşa eder.

Öyleyse gelin “O der ki bize” diye başlayalım söze:

O der ki bize:

İslam 5 şey üzerine kuruldu. Kelimei şehadet, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek...

O der ki bize.

İmanın esasları altıdır. Allah’a iman, meleklere, kitaplara, PEYGAMBERlere, ahirete, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine iman.

Ve O der ki bize:

İhsan kıvamında yaşa. Yani Allah’ı görüyormuş gibi, sen onu görmesen de, O’nun seni gördüğünden emin olarak bir kulluk düzeni kur.

Sonra mü’min kişiliğimizi, İslam’la, İman’la ve İhsan’la gergef gergef dokumaya yönelir. Her birinin içini tamı tamına doldurmadan gerçek bir Müslümanlık kıvamına ulaşılamaz çünkü.

Kur’an’dan bir ayeti hatırlatır:

“İman ettik” demekle iş bitmez. “Bu, ancak İslam dairesine girmiş olmayı anlatır. Oysa iman henüz kalplere nüfuz etmemiştir.”

İşin nihayeti, ‘Allah’ı görüyormuş gibi bir kulluk’ kıvamına ulaşmaktır.

Onun için O, “Namaz dinin direğidir” der, O, yalapşap namaz kıldığımızı görürse, “Bu kıldığın namaz olmadı” der, “Git yeniden kıl.” “Namaz kıldın ama elinde o namazın onda biri ancak kaldı” der. Defalarca yeniden kıldırır. Namazlarımız, oruçlarımız, bizim kişiliğimizi tertemiz kılmıyor, arındırmıyor, yanlışlardan alıkoymuyorsa, yani gerçek namaz ve oruç kıvamında değilse, bizi “Allah sizin eğilip kalkmanıza veya aç kalmanıza muhtaç değil” diye ikaz eder. Her namazda huzuru ilahiye durma idrakini öğretir.

O’nun sözlerinden anlarız ki, Oruç bir kulluk terbiyesidir. Orucu günahlara kalkan edinmemizi, Oruç’un elinden tutup cennete kadar yürümemizi ister bizden.

Zekât ve sadaka için malımızdan pay ayırırken, cimriliğimizin tuttuğunu görürse, “Sevdiklerinizi ve severek infak edin” şeklindeki Kur’an buyruğunu hatırlatır. Yine Kur’an’ın “Sizin burun kıvırarak alacağınız şeyleri başkalarına sadaka diye vermeyin” çağrısını hatırlatır. Yine Kuran’ın, “Sadakaları Allah’ın eline veriyormuş gibi verme” ikazını duyurur bize... İnfak edip, ardından kaba bir sözle veya davranışla eziyet yapmamıza gönlü razı olmaz. Fukara gönlünün incinmesine razı olmaz O’nun yüce gönlü.

Haccı, bir ümmet buluşması, oradan cihana İslam’ın evrensel mesajlarının verildiği cihanşümul bir kongre hâlinde yaşar ve sunar.

O bir PEYGAMBERdir. Günahsız bir insandır O (s.a.s). Ama geceleri kalkıp, ayakları şişinceye kadar Rabbin Huzurunda divanda durmaktadır.

Tek dileği vardır: Şükreden bir kul olmak!

İşte, var olmanın idraki bu, kulluğun idraki, ilahi nimetlerin idraki ve bütün bunlardan kaynaklanan şükür duygusu... Bu PEYGAMBER hassasiyeti, bizim hem bunca nimeti kullanıp hem sınır çiğnemekten usanmayan nefsimizin önüne nasıl bir sorgulama sorumluluğu getiriyor.

Buna bir de ‘Günde yüz kere istiğfarda bulunan PEYGAMBER terbiyesi’ni katalım. ‘Ellerimizi, yüreklerimizi bin kere yıkasak, bu PEYGAMBER istiğfarının bir tekine denk gelir mi?’ kaygısı düşmez mi içimize? Büyük bir günah işleyip de Rasulullah’a “Temizle beni ya Rasulallah!” diye gelen sahabinin kalp âlemindeki sancı, bizim günahlı dünyalarımız için bir ölçü niteliği taşımaz mı? Rasulullah’ın yanında, kirlere bulanmış ve kararmış bir kalble durmak ne kadar tahammülü zor bir hadisedir!

Ya faizle birlikte “Allah’a harp açmak” arasında Kur’an’ın kurduğu bağlantıyı önümüze koyar, “Faizi ayaklarımın altına aldım” diye seslenirse, bizim boyumuza kadar faize batmış dünyamızda bu nasıl yankılanırdı!

Onun, yine Veda Haccı’nda ayaklarının altına aldığı Kan davası hâlâ bir gelenek olarak insanları kör kurşuna kurban ediyorsa, “Bu benim içimdeki kimin yüreği?” diye sormaz mıydık?

Kur’an’ın “Allah’a sarılın - Allah’a koşun” çağrılarını, PEYGAMBER dilinden dinlemenin yüreklerimize taşıyacağı heyecan bir başkadır.

PEYGAMBER elinde bu ilahi ikazlarla yoğrulan bir kalbimiz olsaydı, aah!

Dünyaya fazla kapıldığımız ve burada ebedi kalacağımızı sandığımız bir zamanda Rasulullah Efendimiz’in bizi Kur’an’ın ‘likaullah’ı, ‘Din gününün maliki’ni, ‘Oku kitabını’ şeklindeki buyruğunu hatırlatan ayetleriyle uyarması ne kadar sarsıcı olurdu, kim bilir!

İslam’ın Medine’sini inşa etmek için hicret yolculuğuna çıksak, hayati tehlike, bir örümcek ağı kadar yakınlaşsa ve O’ndan “Hüzne kapılma, Allah bizimledir” imti’nanı gelse, yüreğimiz nasıl da durulurdu!

Bizi, ümmet olarak birbirimizden fersah fersah uzaklaştıran savruluşlarımıza bakıp, “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olmazsınız” diye hesaba çekse... ne yapardık? “Bir tarağın dişleri gibi olun” diye yüreğimize bir vasiyet koysa... “İçinizde asla kin barındırmayın, kalblerinizi kinden koruması için Allah’a dua edin” diye terbiye etse bizi... “Kardeş olun” dese, ellerimizi birbirine tutuştursa...

Evinde, elbisesinin söküğünü diken bir PEYGAMBER! Eşlerine kaba kuvvet kullanmak nerede, onları sözle bile taciz etmeyen bir aile reisi... Bizim, öfke gelince aklın uçtuğu ruh dünyamız için nedir? Aile sorumluğunu, PEYGAMBERlik gibi ağır bir vazifeyi yaparken bile ihmal etmemek, bizim aile, iş, dava arasında kaybolmuşluğumuza nasıl bir yeni nizam verirdi?

Müşfik. Vakur. Mütevazı. Mütebessim. Rauf. Rahim. Ahlakın tüm güzellikleriyle donanmış bir müstesna karakter.

***

Onun, içinde yaşadığı nesil, O’nu, canı için can adama ölçüsünde sevdiler, hece hece öğrendiler, birebir aynileşme çabası içinde yaşadılar...

‘Ona ümmet olmak’, işte bu terbiyeyi kuşanmaktır.

O’nun ışığını yüreklerimize taşımaktır.

Yolumuzu O’nun ışığı ile aydınlatmaktır.

Ne mutlu, O’nun elinden tutarak bu dünyadaki İslam yolculuğunu tamamlayanlara...
  Yorum  
Henüz yorum yazılmamış.
     
  Yorum yaz  
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
     
  Oylama  
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.

Harika! Harika! 33% [1 Oy]
Çok İyi Çok İyi 67% [2 Oylar]
İyi İyi 0% [Oylanmamış]
Fena Değil Fena Değil 0% [Oylanmamış]
Kötü / Berbat Kötü / Berbat 0% [Oylanmamış]
     
  GOOGLE REKLAMLARIMIZ  
     
  Ana Menü  
     
  Üye Girişi  

[SIFREMI UNUTTUM!]
     
  KÖŞE YAZARLARI  

Erhan KAYA


EBEVEYNLER DİKKAT!


O'nun yokluğunda


OKU



BEBEK GELİŞİMİ

Sizde Gönderin

     
  Bugün Online Olanlar  
son 24 saat içerisinde siteye giren bulunmamakta
©
     
  Çevrimiçi Kullanıcılar  
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2

Çevrimiçi Üyeler: 0

Toplam Üye Sayısı: 122
En Yeni Üye: yakuz
     
  Bugün Doğan Üyeler  
Bugün Doğan Üyemiz Bulunmamaktadır.
     
  LADİK SİTELERİMİZ  

KASABAMIZ WEB SİTELERİ

     
En Sıcak Haberler
Serinlemek için g...
200 Ton Balya Kul...
AHMET EFENDİ ANMA...
Ladikspor Şampiyo...
Kemal Demir in İs...
En yeni forum başlıkları
EBEDİ SEVGİLİ
Günün Ayeti...
23 NİSAN 2010 PR...
BEKLENEN
SANA TEŞEKKÜR ED...
En Yeni Makaleler
İsrailin Şarlatan...
HAZRETİ PEYGAMBER...
Musa'nın katilini...
Bırak Sevmediğini...
Çalışalım tüm azm...
En Aktif Üyelerimiz
TARA(49)
ilahiyatci(35)
sofi(20)
Admin(16)
Mustafa KABAK(11)
En yeni üyemiz
yakuzÜye Adı: yakuz
Yer:
Doğum: 0
Katılım: 13.08.10
[Özel Msj.] - [E-Posta]
               
Theme Design by: KDK © 2006 - 2010 |
Powered by PHP-Fusion copyright © 2002 - 2010 by Nick Jones. GNU Affero GPL v3.
131745 Tekil Ziyaretçi | yukarı